Kalbine Giremediğiniz Hiç Bir Müşterinin Evine Giremezsiniz!

kalbine giremediğiniz hiç bir müşterinin evine giremezsiniz! Kalbine Giremediğiniz Hiç Bir Müşterinin Evine Giremezsiniz! Adsiz tasarim 1140x502

Kalbine giremediğiniz hiç bir müşterinin evine giremezsiniz.
Cümle net!

focus photography of gray and black pigeons behind Eiffel Tower kalbine giremediğiniz hiç bir müşterinin evine giremezsiniz! Kalbine Giremediğiniz Hiç Bir Müşterinin Evine Giremezsiniz! photo 1485199433301 8b7102e86995 ixlib rb 1

Dünya değişiyor. Tabi bunu kabul etmeyen yok. Yeni dünya arzular ve hisler üzerine kurulu…
Gerçekten ihtiyacı olduğu için alışveriş yapanların sayısı Amur Parsı’nın1 sayısından eminim ki daha azdır. Hazların merkezinde gerçekleşen alışverişlerin kararını verirken de mantıksal yaklaşmanın imkansız olduğunu hepimiz biliyoruz. (Biliyoruz değil mi?)

Hadi, her şeyi unutalım. En başa dönelim. Baştan başlayalım. Hazır mısınız?

Öncelikle bu yazıyı okuyan her okuyucunun ismine özel hitap edebilmeyi çok istesem de bu maalesef imkansız. Bu yüzden bu yazının içinde senin adın kanguru olsun. (Hababam Sınıfındaki Çekirgeeeeeee!)

kalbine giremediğiniz hiç bir müşterinin evine giremezsiniz! Kalbine Giremediğiniz Hiç Bir Müşterinin Evine Giremezsiniz! tumblr ojoascuOer1ut1aduo1 1280

Sayın Kanguru bey/hanım, teee doğumuna kadar iniyoruz. 9 aylık bir kapalı kutu sürecindesin. (belki daha erken) Kararların sende değil, annende olduğu bir dönem…
Evet, belki de o pırasadan o zaman nefret etmeye başladın. İstemeye istemeye sürekli yukarıdan düşen bir ağaç parçası 🙂 Hayal ettin mi o anı?

9 ay geçti ve dünyaya geldin. Daha bismillah ne oluyor derken, bir bakmışsın her şey tepe taklak. Kişinin biri bacaklarından tutmuş, ters çevirmiş seni…
Dur daha yeni geldik be dünyaya, ne yapmış olabilirim ki? Hemen bacaklarımdan asmışlar. O ne? bir de utanmadan patttt! Popoya bir şaplak…

kalbine giremediğiniz hiç bir müşterinin evine giremezsiniz! Kalbine Giremediğiniz Hiç Bir Müşterinin Evine Giremezsiniz! butt slap

Yav dur 5 dakika oldu. Olduğu gibi ters çevrilmişsin üstüne bir de popoya bir şaplak yemişsin. Hayata daha 1-0 geriden başladın. Ağlamaya başlamışsın ve etrafta herkes buna seviniyor. Kardeşim, birinin mutsuzluğundan bu kadar mutlu olunur mu?

Neyse, aniden gelişti her şey…
Bir anda sardılar üzerini örtüyle. Herkesin beyaz giyindiği, yüzlerinin maskelerle dolduğu bir ortam.
Annemin burada işi ne? Hayat şaşkınlıklarla dolu derken bir bakmışsın popona şaplak atan kişi, 9 aydır annen ve babanla konuşan, ahbaplık eden biri…

Doğduğun gibi yaşadığın tepe taklak olmak, arkadan yediğin darbeler ve bunu uzun zamandır tanıdığını zannettiğin kişilerin yapması…
Hayata hoş geldin!

Tıp Cem Karaca’nın dediği gibi…

Güçlen ve Öğren!

Tabi, popolara atılan şaplağın senin nefes alabilmeni kolaylaştırması için yapılan bir süreç olduğunu da bilmen gerekiyor.

Sevgili Kanguru, hayata geldin. Asıl mücadele şimdi başlıyor. Süt emmen, gelişmen, agu agular, ilk söylediğin kelimeler, emeklemeye çalışmaların, sürünmeler, yürümeye çalışma çabaları ve daha niceleri…

Hayat mücadelesine başladın, bu mücadelede en önemli şey ise senin güçlenmen ve öğrenmen!
Markalar da öyle değil mi? Önce agu agu demen, ilk kelimelerini söyleyebilmen gerekiyor. Sürünmelisin, emeklemelisin. Yürümeye çalışmalısın. Sonra koşabileceğin zamanlar da gelecek.
Peki, anne sütü yerine sürekli hazır süte alışırsan, yeterli besini alabileceğine inanıyor musun?
Markanın değerine yatırım yapmadan sürekli ürün pompalamak, ürünü reklama vermek ve satmaya çalışmak?

Yıllardır herkesin aklında tek bir soru…

Türkiye’nin niye hiç dünya markası yok. Biz de herkes her şeyi çok biliyor. Bildiği her şeyi yapmaya çalışıyor. Yapmaya çalıştığı her şeyi eline yüzüne bulaştırıyor. Bulaştırdıktan sonra ellerini yıkamıyor, üstüne bir de sağa sola bulaştırıyor. Eh be kardeşim, Corona var! dikkat etsene…

Bu tabi ayrı bir konu…

Günün sonunda aslında tek bir şey istiyoruz!

Değer yaratmak nasıl olur peki?
Önemseyerek, konuşarak, ciddiye alarak…
Birinin size ismiyle hitap ederek günaydın demesi bile sizi ne kadar mutlu ediyor aslında…
Adımı hatırladı, özellikle bana hitap etti. Bir selam verdi. Değerli hissettirdi bana kendimi diyoruz.
Sipariş verdiğiniz bir ürünün içinden ufak bir not çıkması bile sizin o markaya karşı sempatiyle yaklaşmanızı sağlıyor.

Bir kupa bardak sipariş verdiğinizi düşünün. Yanında 1 tane de tek kullanımlık kahve gönderdiklerini…
İçinde ise “Evde kahveniz kalmamış olabilir. Her ihtimale karşı sizi düşündük. “ diye bir notla birlikte gelmesi…

İstediğiniz kadar indirimler yapın, doğum günlerinde otomatik mesajlar atın. Buradaki verdiğiniz değer kadar onları değerli hissettiremezsiniz.

Herkesin günün sonunda tek istediği şey o değil mi?
Değerli Hissetmek.

kalbine giremediğiniz hiç bir müşterinin evine giremezsiniz! Kalbine Giremediğiniz Hiç Bir Müşterinin Evine Giremezsiniz! Pink and Red Cup Flat Festive Illustration Holiday Gift Tag


  1. Amur Parsı : Amur parsı, kedigiller familyasından bir pars alt türü. Dünyada sadece 25 ila 34 tane yabani amur parsı kalmıştır. Tükenmekte olan bir hayvan türüdür.

    Bölümün devamı 2.bölümde yazılacaktır.
    Şimdilik The End.
Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir